Türkiye ve Kıbrıs
(H. Nihal ATSIZ)
Milletler ve onların teşkilatlanmış şekli olan devletler yaşamak için bir takım tedbirler almaya ve çareler bulmaya mecburdur. Devletler, bu tedbirlerin akıllıca olduğu nisbette büyür, güçlenir.
Bütün tarih bize şu gerçeği gösteriyor: Milletlerin hayatında üç merhale ve üç değişmez prensip vardır: Bağımsızlık, birleşmek, büyümek.
Bir millet, başka bir milletin veya milletlerin hâkimiyetinde ise önce bağımsız olmak için çabalar. Bağımsızlığını kazanmışsa yabancı hâkimiyetlerde kalmış olan soydaşlarını kurtarmaya çalışır. Millî birliğini tamamlamışsa büyümeye uğraşır.
Zamanımızda istenildiği kadar insaniyetten, insan haklarından bahsolunsun; sömürgecilik, emperyalizm istenildiği kadar yerin dibine batırılsın, yürürlükte olan gerçek budur. Bütün tarihte görüldüğü gibi bugün de barışçılık, barışseverlik, savaş aleyhinde bulunmak birer oyalayıcı yalandan ibarettir. Ebedî barış olacağına, bu konuda verilen teminatlara inanan budala milletler bunun acısını bağımsızlıklarını ve haysiyetlerini kaybederek çekerler. Ne kadar çirkin olursa olsun, hakikat şudur ki milletler birbirine yalan söylemek, güler yüz göstererek kuyularını kazmak ve dost maskesi altında çıkar sağlamakla meşguldürler.
Dostluk ve barış yalanlarının en korkunç örneÄŸi kısa bir süre önce Çekoslovakya”nın Ruslar tarafından iÅŸgaliyle verilmiÅŸtir. Sebep, en akılsız insanları bile kandıramayacak kadar sudandır: Batı Almanya, Çekoslovakya”yı zaptetmeye hazırlanıyormuÅŸ.
Bu iÅŸgal olmasaydı bile insaniyetçiliÄŸin yalan olduÄŸu yine parlak delilleriyle ortadaydı: Ruslar, 40 milyon Türk”le 40 milyon Ukraynalı”nın ve birçok küçük milletin bağımsızlığını yok etmiÅŸlerdi. Hani “insanlara hürriyet, milletlere istiklâl” verilecekti? Hani sömürgecilik, emperyalizm yapılmayacaktı?
Cihan tarihinin günden güne çapraşık bir durum alan deÄŸiÅŸmez kanunları karşısında Türkiye”nin de siyasî sınır dışında klmış soydaÅŸlarını düşünmesinden tabiî birÅŸey olamaz.
Büyük Türk milletinin ve tarihinin bugünkü temsilcisi ve vârisi olan Türkiye Cumhuriyeti ilkönce Osmanlı İmparatorluÄŸundan kalan Türkleri, daha sonra da ötekilerini düşünmek mecburiyetinde kalacaktı. Bu, tarihin deÄŸiÅŸmez kanunu idi. Türkiye”nin onları düşünmemesi, eski bir Osmanlı tabiri ile zaten “tabiyat-ı eÅŸyaya muhâlif” olurdu.
Bu, o kadar güçlü bir kanundu ki, hükûmetler istemese bile millet, hükûmetini bu iÅŸe zorlayacaktı. Netekim Türkiye DışiÅŸleri Bakanı Profesör Fuad Köprülü”nün “bizim için Kıbrıs meselesi diye bir konu yoktur” demesinden biraz sonra bizim için büyük bir Kıbrıs meselesi olduÄŸu ortaya çıktı ve hiç de parlak bir gazeteci olmayan merhum Sedat Simavi”nin birkaç yazısıyla Türk milleti birdenbire ÅŸahlanıvererek Kıbrıs”ı millî bir ülkü haline getirdi.
Türkiye”nin Kıbrıs”ta ne çıkarı var? Türkiye ileri teknik usullerini uyguladığı takdirde belki de 100 milyon kiÅŸiyi besleyecek kadar bir topraÄŸa sahipken nüfusunun ancak beÅŸte biri Türk olan Kıbrıs”la neden ilgileniyor? Kıbrıs, zengin petrol yatakları ve demir madenleri olan bir yer deÄŸildir. Türkiye”ye iktisadî yönden büyük bir kazanç da saÄŸlayamaz. O halde neden millet ve hükûmet bu konuya bu kadar eÄŸilmiÅŸtir?
Çünkü millî ülkü yalnız madde üzerine kurulamaz. Milletlerarası ilişkilerde, yalnız insanlarda bulunup öteki yaratıklarda bulunmayan şeref ve haysiyet kavramlarının, yani manevî ve ahkâki faktörlerin de büyük payı vardır.
Kıbrıs”la ilgilenmemizin sebepleri ÅŸunlardır:
1- Kıbrıs, Yunanistan”a geçtiÄŸi veya Kıbrıs”ta Rum hâkimiyeti altında bir devlet kurulduÄŸu takdirde buradaki 100.000 Türk zamanla dağılıp yok edilecektir. On İki Ada”da ve Batı Trakya”da olduÄŸu gibi.
2- Batı kıyılarımıza sokulmuÅŸ olup günün birinde mutlaka Türkiye”ye dönmesi gereken eski adalarımızdan sonra bir de güneyimizdeki Kıbrıs”ın YunanlaÅŸması Türkiye”nin güneyine sokulmuÅŸ bir düşman üssü demektir. Gerçi Yunanlılar tek baÅŸlarına hiçbir zaman bizim için bir tehlike olamazlarsa da bir ittifak içinde veya Türkiye”nin baÅŸka yönlerden saldırıya uÄŸradığı bir anda Kıbrıs, Türkiye aleyhinde tehlikeli bir üs olabilir ve öteki adalar gibi küçük olmadığından bu üssün Türk Hava Kuvvetleri tarafından vurulması hiç de kolay olmaz.
3- Yunanistan, Türkiye”nin ebedî ve barışmaz düşmanıdır. Kendimizi boÅŸuna aldatıp Atatürk ile Venizelos arasında kurulan dostluktan bahis açmayalım. Onlar geçici siyasî manevralardı. Kıbrıs”ın Yunanistan”a geçmesiyle Yunan maneviyatı Megalo İdea bakımından kuvvetleneceÄŸi gibi Türk kamuoyunda da “hükûmetlerimiz millî çıkarlarımızı asla koruyamıyor” gibi karamsar bir düşünceye yol açar. Kıbrıs”tan sonra Pontus”a kadar uzanan Yunan emellerine kapı açılmış olur ve devamlı Yunan baÅŸarıları Avrupa”da onlara karşı büyük bir sempati saÄŸlar.
4- Kıbrıs asırlarca Türk ülkesi olarak kalmış, bize mal olmuş bir adadır. Hatay nasıl geri alındıysa Kıbrıs da geri alınacaktır. Bugünkü durumda Türk nüfusunun az olması tarihî hakkımızı asla elimizden alamaz. İsrail devleti kurulduğu zaman bugünkü İsrail topraklarındaki Yahudiler yüzde kaç tutuyordu? Bir millet millî inancı kuvvetli olduktan sonra haklarını geri almasını bilir ve o toprakları yine yüzde yüz kendi milletiyle doldurur.
5- Kıbrıs Türkleri yıllarca süren ve cidden kahramanca olan savunmaları ile anavatanla birleşmeye ne kadar liyakatli olduklarını ispat etmişlerdir. Hiçbir kahramanlık mükâfatsız kalamaz.
6- Kıbrıs”ın kaptırılması Türkiye”de büyük bir moral çöküntüsü yaratabilir. Türk milletinin bütün parti, zümre ve fertleriyle birleÅŸtiÄŸi tek mesele Kıbrıs konusudur. Kıbrıs”ın ele geçirilmesi politik alanda birbirinin gözünü oymakla uÄŸraÅŸan Türk milletini bir süre için birleÅŸtirerek iç dağılmayı önleyeceÄŸi gibi zaferlerin millet ruhiyatına getireceÄŸi kuvveti de saÄŸlayarak bizi daha olgun ve makul bir hale getirir.
Kıbrıs konusundaki tutumumuz baÅŸlangıçtan yanlış olmuÅŸtur. Kıbrıs”ı istemek, sonra federatif sistemden bahsetmek fikrî bir kargaÅŸalığın Kıbrıs konusundaki plânsızlığın alâmetidir.
BaÅŸka devletler ne derlerse desinler, “Kıbrıs Türktür” sloganı ile hareket edilecek ve asla taviz verilmeyecekti. Kıbrıs Devleti kurulup Türkler”e, nüfuslarına göre fazla haklar saÄŸlandığı zaman, Avrupa”dan dönen Türk heyetini karşılayanlar arasındaki ve o zamanki Millet Meclisi BaÅŸkanı Refik Koraltan onlara: “HoÅŸ geldiniz Kıbrıs fatihleri” diye hitap etmiÅŸti. Bu, çok yakışıksız bir övünç, Türk milletine yakışmayan bir böbürlenme idi. Kıbrıs”ın fetholunmadığı, meselenin sadece bir pamuk ipliÄŸine baÄŸlandığı pek çabuk anlaşıldı.
Åžimdi, Kıbrıs meselesinin Millet Meclisi”nde görüşüldüğü ÅŸu sırada hükûmetin bu konuda dıştan gelen bir takım güçlüklerle karşı karşıya olduÄŸunu biliyoruz. Fakat milletin bütününe dayanan bir hükûmetin dışarıya karşı çok güçlü olacağını da biliyoruz. Plânı bulunan bir hükûmetin tarihî fırsatlar çıktığı zaman onlardan faydalanması ancak millî ÅŸuura malik olmasıyla mümkündür. Korkmakla ve siyasî ihtiyatkarlığı ödleklik derecesine vardırmakla hiçbir ÅŸey kazanılmaz. Küçük İsrail”in korkunç bie emperyalizmin örneÄŸini verdiÄŸi ve birleÅŸmiÅŸ milletler kararını hiçe saydığı zamanımızda Türkiye”nin de Kıbrıs”ı Türkiye”ye eklemek (evet! KaybedilmiÅŸ vilâyetimizi yeniden almak) için bir takım teÅŸebbüslere girmesini beklemek abes deÄŸildir. Buna “milletin yarısı okumamışken, memleket yoksulluk içindeyken…” gibi bıktırıcı ve mânâsız itirazlarla karşı çıkılacağını biliyoruz. Yunanistan Kıbrıs ve İstanbul”u almayı düşünürken bütün meselelerini halletmiÅŸ deÄŸildi. İsrail büyük toprak parçalarını alırken de öyle… Hindistan, ineklere tapınılan, günahtır diye farelerin öldürülmediÄŸi ve bu yüzden milyonlarca insanın açlıktan öldüğü geri ve yoksul bir ahmaklar memleketi iken Pakistan”ın KeÅŸmir”ini yemekten çekinmedi. Hattâ aya roket fırlatan Rusya”da bile halk büyük çoÄŸunlukla yoksulluk ve zorluk içindedir. Sözün kısası ülkü hamlesi zaman ve mekân dinlemez.
O halde, elinde Patrikhane gibi büyük bir kozu olan Türkiye ne yapmalı? Siyasî iliÅŸkiler ve andlaÅŸmalar hükûmeti baÄŸlıyorsa Kıbrıs”a çıkarma yaparak birkaç günde meseleyi çözmek iktidarında olan on binlerce sivil ve asker gönüllü ne güne duruyor?
Nihal ATSIZ
Gözlem Dergisi, 1969, Sayı: 10Ötüken Dergisi, 1971, Sayı: 85
![]() |












Yazdır!